23 Ekim 2013 Çarşamba

Tarihin Penceresinden İtalya Yarımadasına Bakış

Hasan MISIR


· M.Ö. IX. yy’dan itibaren Abruzzo Bölgesi’nde yaşamış olan Etrüsklerden tevarüs eden kalıntıları gördüğümde, bu kavmin dili ve orijini ile ilgili bilinmezler beni çok etkilemişti. Bilinen; M.Ö. 396 yılında en büyük Etrüsk kenti olan Veio’nun Romalılarca istila edilmesiyle, bu uygarlığın; mimarisi, sanatı, hukuku ve kültürüyle Romalılara tevarüs etmiş olduğudur.

· Romalılar, M.Ö. 753 de Roma şehrini kuran Remus ve Romulus kardeşlerin soyundan geldiklerine inanırlar. Monarşik bir yönetim altında yaşarlarken, M.Ö. 510 yılında, cumhuriyet rejimine geçmişler ve Julius Caesar döneminde ilk İtalya birliğini kurmuşlardır. Roma 395 tarihinde, barbar Cermen akınları ve iç isyanlar nedeniyle Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Roma İmparatorluğu 1453 de Fatih Sultan Mehmet’ in İstanbul’ u fethine kadar yaşamını sürdürürken, Batı Roma İmparatorluğu artan Cermen saldırıları sonucu 476 da sona ermişti.

· İmparatorluktan tevarüs eden topraklarda yerleşik düzene geçen Cermen Krallıkları; Roma hukukuna, geleneklerine büyük ölçüde sahip çıktılar. Avrupa’da Feodalizm bu medeniyetler sentezinden doğmuştur.Bıktırıcı savaşlar, hıristiyanlık dininin etkisi, Arap akınları, salgın hastalıklar, derin bir duraklama devrini başlatmış ve tüm Ortaçağ Avrupa’ sını Ortadoğu ve Asya’ daki birçok gelişmiş uygarlıkların gerisinde bırakmıştır.

· XI. yy’ da salgın hastalıkların sona ermesiyle Avrupa’da nüfus hızla artmaya başladı. Feodal bir düzende bu nüfus fazlası, toprak sahibi Derebeyleri için oldukça ciddi sorunlar oluşturmaktaydı. Bu durumda, Haçlı Seferleri gerçekten Kutsal Kudüs’ ü “ kâfirlerden “ kurtarmak için mi düzenlenmişti? Yoksa, iki asır boyunca devam eden Haçlı Seferleri, Kilise ve Derebeyleri işbiriğince uydurulmuş akıllıca bir bahane miydi?

· Latinler, Haçlı Seferleriyle Doğu’ nun zenginliklerini tanıdılar. Baharat, ipekli kumaşlar ve kıymetli madenleri ülkelerine taşırken ticareti öğrendiler. Giderek bir Tüccar Sınıfı ve Levantenler oluştu. Amasra, Sinop, Samsun, Kırım gibi liman kentleri, Cenevizlilerin Karadeniz’ deki kolonileri idi. Coğrafi Keşiflerle yeni yerleşim alanları ve yeni ticaret yollarını buldular. Üstün teknolojik güçleriyle, gittikleri yerlerdeki yerli halkı ve onların kaynaklarını yok ettiler. Sözlüklere, “ Emperyalizm “ diye yeni bir kavram girdi ve “ Burjuvazi “ sınıfı oluştu. Bunlar; köylü, işçi yada soylu sınıfına dahil olmayıp, sosyal statüsünü eğitiminden ve zenginliğinden alan kişiler yani burjuvalardı. Gelişen ticaret ve zenginleşme ile birlikte, Feodalizm’ den Kapitalizm’ e geçişi Burjuvazi başlatmıştır. Feodalizm’ in son kalıntılarını da Sanayi Devrimi yok etmiştir.

· Ulus Kavramı; “ Bir devlete yurttaş tanımı ile bağlanan türdeş insanların oluşturduğu topluluk “ olarak tanımlanır. Bu kavramın içini dolduracak normatif datalar, 1648 Westphalia Antlaşması’ ndan sonra, kentlerdeki mahalli örgütlenmelerin kilisenin önüne geçmesiyle sağlanabilmiştir. Ulusallaşma; Fransa, Almanya ve İtalya’ da ortaya çıkmış ve bütün dünyaya yayılmıştır. Ancak, en sancılı doğum İtalya’ da görülmüştür. Kuzeyine egemen olan Avusturya’ nın, orta kısımlarını hakimiyeti altına alan Roma’ daki Papalık müessesinin, Sicilya Krallığı’ nı elinde tutan İspanyolların ve tümü üzerinde nüfus sahibi olan Fransızların etkileri bir arada düşünülürse, Yarımada’ daki parçalı ve karmaşık yapı tasavvur edilebilir sanırım.

· Fransa Devrimi’ nin getirdiği özgürlük ve yurttaşlık hakları, İtalya’ daki aydınları da harekete geçirmişti. 1830 lu yıllarda devrim lideri Giuseppe Mazzini önderliğindeki Cumhuriyet’ çiler , 60. 000 taraftar toplamalarına rağmen, ayaklanma ve isyanları başarısızlıkla sona erdi. Ancak devrim, yeni ve daha güçlü sürgünlerle devam ediyordu. 1848 de Papa Roma’ dan kovulmuş, Mazzini’nin Hükümet Başkanlığında Cumhuriyet ilan edilmişti. Papa’ nın çağrısına uyan Fransa, 1849 da Roma’ ya girdi ve Cumhuriyet’ e son verdi. Giuseppe Garibaldi komutasındaki Cumhuriyetçiler kahramanca çarpışmıştılar. Lâkin, dış güçlerin desteği olmadan Papa’ nın etkisinin kırılamayacağı anlaşılmıştı.

· Piemonte Bölgesi ve Sardinya Adası’ nı içine alan Sardinya - Piemonte Krallığı, Savoya Hanedanı’ na bağlı olarak, 1815 Viyana Kongresi’ nden sonra kurulmuş yedi hükümetten biri ve en büyüğü idi. 1849 yılında tahta çıkan II.Vittorio Emanuele,Garibaldi’ nin bağımsızlık savaşını desteklemekle birlikte, dış güçlerin desteği olmadan bunu başaramayacağını biliyor ve uygun bir ortamın oluşmasını bekliyordu.

· Rus Çarlığı, “Hasta Adam“ Osmanlı’ nın bekasına son vermek için, 1854 tarihinde Kırım Savaşı’ nı başlattı. Birleşik Krallık ve Fransa, Rusların önünü kesmek için Osmanlı’ nın yanında yer aldılar. Kral II.Vittorio bu fırsatı kaçırmadı ve ülkesini İngiltere ve Fransa ile birlikte Ruslara karşı Kırım Savaşı’ na sokmaya karar verdi. Ancak, Cavour Hükümetindeki basiretsiz bakanlar buna karşı çıkıyorlardı. Cavour, siyasi geleceğini riske ederek inandığı dava uğruna Kırım Savaşı’ na katılmayı kabul etti. Avusturya’nın da tarafsızlıktan vazgeçerek Rusya’ ya baskı yapmasıyla, savaş müttefiklerin galibiyeti ile sonuçlandı. 1856’ da Paris’ de yapılan barış görüşmelerine küçük Piemonte Krallığı’nı temsilen Cavour da katılma fırsatı buldu. Cavour burada, Savoia ve Nice Kontlukları karşılığında Kuzey İtalya Krallığı’ nın kurulması için Fransa’ nın desteğini kazanmayı başardı. Piemonte – Fransa İttifakı 1859 Magenta zaferiyle Lombardia Bölgesi’ ni Avusturya’ dan geri aldı. Zafer Orta İtalya’ daki devrimci ayaklanmaları tetikledi. Artık İtalya’nın kendi kaderini belirleme hakkını kimse elinden alamazdı. Garibaldi, Sicilya zaferiyle Bourbon Krallığı’na son verdi. II.Vittorio Emanuele kral ilan edildi.

· Bu arada Almanya da siyasi birliğini kurma çabasına girmişti. Bu iki devletin karşısındaki güç ise Avusturya idi. 1866 da Prusya-İtalya İttifakı Avusturya’ ya savaş açtı ve yendi. Viyana Antlaşması ile Venedik Bölgesi İtalya’ya geçti.

· Sıra Papa’nın savunduğu Roma’ ya gelmişti. 1870 de Roma işgal edilerek başkent yapıldı. Papa bunu tanımayınca 1871 de çıkarılan, Garanti Kanunu ile Papa’ ya protokolde Devlet Başkanı sıfatı tanındı. Papalık artık siyasi gücünü kaybetmiş ve dini nüfuzu ile baş başa kalmıştı. Roma’ ya gidenler, 60 dönümlük alana sıkışmış, etrafı yüksek duvarlarla çevrili Vatikan Devleti’ni görmüşlerdir.

· İtalya 1911 Trablusgarp Savaşı’nı kazanarak Osmanlı’nın elindeki Libya, Etiyopya, ve Somali’yi; Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra da Oniki Adaları işgal etti. 1922 – 1943 yılları arasında Benito Mussolini liderliğinde, geçmişteki şaşaalı Roma İmparatorluğu özlemiyle Faşizme yönelerek bu ideolojiyi önce Almanya, İspanya, Portekiz’e, ardından Arjantin, Şili ve bir kısım Doğu Avrupa ülkelerine ihraç etmiş; İkinci Dünya Savaşı yenilgisi ile büyük çöküntü yaşamıştır.

· İtalya’ da bugün hangi şehre gitseniz; bulvarlarında, Giuseppe Mazzini, Giuseppe Garibaldi, II.Vittorio Emanuele ve Camillo Cavour isimleriyle çok sık karşılaşırsınız. Çünkü onlar İtalya’nın biriği, bütünlüğü için savaştılar ve bu uğurda öldüler…