31 Ocak 2016 Pazar

İtalyan Birliğinin Sağlanması

Sedat Kubat

18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa siyasi tarihi dönüm noktalarını yaşadı: 1789’da gerçekleşen Fransız
İhtilali ve 1815 Viyana Kongresi. Bu iki olay Avrupa tarihi açısından ne kadar önemli olsa da ilerleyen süreçteki gelişmeler bizleri yeni düşünce akımlarının yayılmasıyla ve mutlakiyet yönetimlerinin ortadan kalkmasıyla veya zayıf duruma düşmeleriyle yeni devletlerin kurulmasına, mevcut dengelerin bozulmasına ve coğrafyada köklü değişikliklerin yaşanmasına götürecektir. Varılan noktada eski yönetim biçimleri, ekonomik yapı ve özgürlük anlayışında değişiklik meydana gelmesi sürecin zorunlu bir sonucuydu. Ortaya çıkan milliyetçilik akımı ve bağımsızlık anlayışı ise Sırbistan, Macaristan, Yunanistan, Belçika, Karadağ, Bulgaristan, Almanya ve İtalya gibi yeni devletler ortaya çıkardı. Kurulan bu yeni devletler kuruluş şekli itibariyle farklılık gösterseler de Avrupa coğrafyasını yeniden şekillendirmeleri gibi bir ortak paydada birleşiyorlardı. Her birinin tesir değerliği ise elbette farklıydı. Ancak en etkili sonuçları Alman birliği ve İtalyan birliğinin kurulması getirecekti.




1815 Viyana Kongresi, İtalya’nın birliğini sağlaması yönünde çözümler üretememişti. Neticede İtalya coğrafyası hala Piyemonte Krallığı, Toskana, Lucas Prensliği, Napoli Krallığı gibi küçük devletlerin toplamından oluşan bir yapıyı ifade ediyordu ve devletlerin yönetimleri bir homojenlik göstermiyordu. Bu şekilde ortaya çıkan çeşitlilik dönemde etkin hal alan milliyetçilik(ulusçuluk) ve bağımsızlık akımlarının gelişimiyle coğrafya halkı üzerinde rahatsızlık uyandırıyordu. Bütün bunlar İtalya’da birliğin sağlanması için çalışmaların başlamasına neden oldu.

Birliğin kurulmasının önünde Avusturya, Papalık, İspanyollar ve Fransa gibi engeller vardı. Bu engeller coğrafyada bütünlük sağlanmasını farklı açılardan zorlaştırıyordu. Ülkenin Kuzeyini elinde bulunduran Avusturya ve etkin bir zihni yaptırıma sahip Papalık en önemli engellerdi. Bu engeller ortadan kalkmadan veya güçleri önemli ölçüde kırılmadan İtalya’nın birliğinin sağlanması güç olacaktı.

Dönemde etkin olan milliyetçilik akımı çerçevesinde birliğin sağlanmasının yöntemi hakkında görüş farklılıkları mevcuttu. Papa’nın başkanlığında federal bir İtalya kurulması, bir İtalyan Cumhuriyeti kurulması ve dönemin güçlü devleti Piyemonte’nin liderliğinde meşruti bir İtalya Krallığı kurulması gibi çözüm önerileri mevcuttu.

İtalya’da birliğin kurulması için gerçekleştirilen ilk iki hareket başarısız oldu. Birincisi İtalyan Krallığı isteyenler tarafından 1821 yılında Napoli ve Piyemonte’de başlatıldı ancak bu hareket Avusturya ve Rusya tarafından bastırıldı. İkincisi ise papalık devletleri ağırlığında başladı ve bu da bastırıldı. 1848’e gelindiğinde olayların seyri değişmişti. Papa IX. Pie’nin suçluları affetmesi ve ardından çıkan ayaklanma sonucunda Piyemonte Kralı Şarl Alberto halka bir anayasa verdi. Böylece devletlerde anayasalı bir yönetime geçilmiş oldu. Aynı dönemde Avusturya’da çıkan iç ayaklanmalar birliğin sağlanması konusunda umut doğurmuştu ancak Piyemonte Krallığı etrafında girilen mücadelede İtalyanlar arasında sorunlar çıkmasının da etkisiyle hareket başarısız oldu ve birlik hareketleri bir süre ivme kaybetmek durumunda kaldı. 1848’de gerçekleşen bu yenilgiden sonra İtalyanlar Piyemonte Kralı Şarl Alberto önderliğinde tekrar savaşa girdiler ve bu yenilgiden de sonra Şarl Alberto tahttan inmek zorunda kaldı. Bu yenilgilerden sonra İtalyan birliğinin kurulması için izlenecek yöntemde değişiklik yapılması gereği hissedildi. Çünkü İtalyanlar Avusturyayı yenemeyeceklerini anlamışlardı ve yeni çözüm yolları üretmeleri gerekiyordu. Bundan sonraki çalışmaları da bu doğrultuda gerçekleşti.



Başbakanlığa gelen Kont Cavour birliğin sağlanmasının daha önce denenmiş yollarla gerçekleşemeyeceğini düşünen bir devlet adamıydı. Bu doğrultuda I. Napolyon’dan faydalanma ve Fransa’ya yaklaşma yolunu seçti. Bunun nedenlerinden en önemlisi III. Napolyon’un Avusturya’yı bölgeden uzaklaştırmak ve bölgedeki güç dengesini elinde bulundurmak istemesiydi. Kont Cavour bir yandan ülkesini askeri ve ekonomik anlamda güçlendirirken bir yandan da (1853-1856) Kırım Savaşı’nı da fırsat bilerek birlik oluşturma konusundaki talebini duyurma planını yapmıştı. Neticede 1856 Paris Kongresi’nde amacını gerçekleştirdi ve talebini burada duyurarak önemli bir başarı elde etti. Bu başarıdan sonra birliğin kurulması yönünde umut vaat edici bir ortam doğdu. Cavour’un umudu İngiltere ve Fransa’ydı. İngiltere hayal kırıklığına uğratmış olsa da Fransa gecikmeli de olsa Cavour’a destek verdi.



Kont Cavour bundan sonra mücadeleyi geliştirmek için çalışmalarını hızlandırdı. 1848’de Macaristan’da gerçekleşen ayaklanmayı ise körükleyici bir politika izledi. Bundan sonra şeklen kötü görünen ancak birliğin kurulması noktasında görüntüsünün tam tersi yönde etki yaratan bir olay gerçekleşti. Felix Orsini adlı bir İtalyan milliyetçi III. Napolyon’a başarısızlıkla neticelenen bir suikast girişiminde bulundu. Cavour’un yeteneği burada devreye girdi ve III. Napolyon’u birliğin sağlanması konusunda biraz da karşılıklı çıkar ilişkisi sonucunda bir anlaşmaya vardılar. Bu anlaşmaya göre Fransa belli bölgeleri Avusturya’dan kurtarırken Nice ve Savole’yi alacaktı. Neticede Avusturya’ya karşı girişimler Cavour liderliğinde somut sonuçlar doğurmaya başlayacaktı. Ancak gelişmeler çok da olumlu sonuçlar doğurmadı çünkü Avusturya’dan sadece Lombardia kurtarılmıştı ve İtalyan birliği hala sağlanamamıştı. Halktaki yankısı ise birliğin kurulmasına dair aciliyetin artmasına yol açıyordu. Bunun sonucu olarak Toscana, Parma, Bologna gibi bazı bölgelerin halkı İtalya’ya katıldı. Birliğin sağlanması için Roma ve Venedik kalmıştı. Tarih, 18 Şubat 1861’e geldiğinde Torino’da ilk İtalyan Parlamento’su açıldı. Sonuç olarak İtalya Krallığı Victor Emmanuel Krallığı’nda kurulmuş oldu. Venedik Avusturya ve Prusya arasında 1866’da yapılan Viyana Antlaşması’yla kazanıldı. Artık geriye Papa’nın koruduğu Roma’yı kazanmak kalmıştı. Roma’nın alınması için gerçekleştirilen kuşatma Fransa’nın Papa’ya askeri olarak destek vermesine karşın başarılı sonuçlandı ve böylece 1870 yılında Roma da alınarak İtalyan birliği sağlanmış oldu.


KAYNAKÇA

SANDER, Oral, Siyasi Tarih, İmge Yayınevi, 29.Baskı, 2015
UÇAROL, Rıfat, Siyasi Tarih(1789-2001), Der Yayınları, İstanbul 7. Basım
ÜÇEK, Coşkun, Siyasal Tarih, Başnur Matbaası, Ankara,1967