29 Nisan 2013 Pazartesi

Tecavüze Hadım

Halil İbrahim EKİZCE

Hadım yasası, 2011'in Şubatı'nda AKP İstanbul Milletvekili Alev Dedegil önderliğinde birkaç AKP milletvekili tarafından da ülkemizde tekrar gündeme getirilen dünyada da uzun zamandır süregelen tartışma konusudur. Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişinin alacağı cezanın kimyasal hadım yöntemi ile gerçekleştirilmesidir.

Burada önemli olan nokta bu cezanın 'kimyasal yollar''dan yapılacak olmasıdır. ''Hırsızın elini keselim, adam öldüreni idam edelim'' den çok farklıdır bu yönüyle. Tecavüz suçu sabitlenmiş kişinin periyodik olarak ilaç alarak testesteron hormonun azaltılması ile ''süt dökmüş kedi''ye dönüştürülmesidir. Bu sürede çocukların yoğun olduğu park, okul gibi yerler ve mağdurun yaşadığı muhitten uzak kalma, kamu işinde çalışma gibi alt başlıklar olsa da duruşumuz; suçlunun devlet nezdinde vücut bütünlüğüne dokunulma hakkının olup olmamasıdır.

Bireyin sosyal hakları ve temel hakları vardır. Sosyal haklar sonradan kazanılan özgürlükler iken temel haklar; yaşama hakkı ve kişinin vücut bütünlüğü gibi kişinin ana rahmine düşmesinden itibaren kazandığı haklardır. Statükoda ceza; bireyin sosyal haklarının elinden alınması ile gerçekleştirilir. Suç işleyen birey, suçun şiddeti oranında cezaevine kapatılır. Burada iki amaç vardır; birincisi çürük yumurtayı sepetten alarak diğer sağlam yumurtalara zarar vermesini önlemek, ikincisi suçlunun ıslah edilmesini sağlamaktır. Fakat her ikisi de kişinin sosyal haklarının alınması ile uygulanır. 

J.J.Russo'nun Toplum Sözleşmesi'ne göre (Türkiye'nin içinde olduğu iki yüzün üzerinde devletin kabul ettiği anlaşma olduğu için baz alıyorum) devletin 3 temel görevi vardır. Bunlar; bireyi bireyden korumak, bireyi kendinden korumak, bireyi devletten korumaktır. Kafamızda canlanması açısından birer örnekle açıklamak gerekirse; adam öldürmek yasaktır çünkü bireyi bireyden koruyoruz. İntihar etmek veya ötenazi (kişinin dayanılmayacak acılara maruz kaldığında ölme isteği) yasaktır çünkü bireyi kendinden koruyoruz. Hadım konusunda da devletin bireyin vücut bütünlüğü üzerinde karar verme meşruluğunun olup olmadığını tartışıyoruz.

Hadımın tartışılmasının iki sebebi de toplum baskısı ve caydırıcılık noktasıdır. Toplum baskısını ele alırsak; tecavüz mağdurunun kendisi ya da ailesinin karar vermedeki sakat iradesine bakmak gerekir. Yani mağdur kadının abisi ya da babası bu haberi alır almaz tecavüzcüyü bulup öldürmek isteyecektir. Ama devlet tabi ki buna izin vermeyecektir. Çünkü bu şekilde olursa herkes kendi kanununu yazar, çizer ve oynar. Bu da toplumda kaosa neden olur. Kolu yaralanmış biri çok acı çekerken acısının dineceğini düşünerek doktora kolumu kesin der. Fakat aslında yaralı o anda irrasyonaldir ve sağlıklı düşünemez haldedir. Bu bakış açısıyla tecavüz mağdurunun ailesi ya da bir gün kendi ailesinden birinin başına da gelebilecek korkusu ile bütün toplum bu konuda irrasyoneldir ve sakat irade sahibidir. Rasyonal olan devlettir, bu yüzden Apo asılsın diyen milyonlarca kişi olmasına rağmen devlet, bebek katili Apo'yu asamamaktadır. 

Caydırıcılık noktası ise potansiyel tecavüzcünün işleyeceği suç karşısında alacağı cezanın düzeyine bakarak caymasıdır. Yani hadım savunanlar der ki; potansiyel tecavüzcü ''süt dökmüş kedi''ye döneceğime 5 sene yatar çıkarım mantığına sahip olması ve düşük cezaların suça teşvik etmesidir. Fakat mevcut cezaların 5er senelerden 25er 50şer senelere çıkması ile de caydırıcılığın arttırılması sağlanabilme noktasını kaçırmaktadırlar. Ayrıca tecavüz suçlusu cezasını kimyasal hadımın yanında cezaevine de kapatılarak çekmesi kanunda koca bir boşluğa sebep olmaktadır. Eğer hem kimyasal hadım hem de cezaevi ise bu suç-ceza orantısızlığına yol açar. Sadece kimyasal hadımsa yukarıda açıkladığım bireyin sosyal hakları kendisine kalacakken vücut bütünlüğü elinden alınacaktır. Ayrıca bu kişi elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşacak, cinsellik dürtülerinde azalma olacakken şiddet dürtüsü sabit kalacak; çevresine ve devlete karşı daha da kızgın bir birey haline gelip daha farklı suçlar işleyecektir. Tecavüzün penis dışında sert bir cisim gibi farklı enstrümanlarla da yapılabileceği düşünülürse hadım çözüm olmaktan çıkacaktır.

Toparlamak gerekirse; devletin bireyin vücut bütünlüğü üzerinde meşruiyetinin olmadığı, irrasyonel toplumun mantığı ile devletin karar veremeyeceği ve caydırıcılık argümanının da kolayca çürütülebilmesi nedeniyle ülkemizde ve dünyada tecavüz sorununun olduğu, suçluların en ağır şekilde cezalandırılması belki de topluma bir daha girememesi gerektiği fakat çözümün bu olmadığı kanaatindeyim.