2 Mayıs 2013 Perşembe

Yasaklı 1 Mayıs

Halil İbrahim EKİZCE


Bugün ''Yasaklı Gün''e uyandık sıcak yataklarımızdan. Başbakan Erdoğan ve adamları Vali Mutlu, Emniyet Müdürü Çapkın yine hep bir ağızdan Taksim'deki kutlamaları veto ediyor. Bahaneleri; Taksim'in inşaat alanı olması. Ne de kolay yasak koyuyorlar 77'yi anmak isteyen işçilere, emekçilere ve kendilerine muhalif herkese... Kazlıçeşme'yi gösteriyorlar adres olarak; ''Biz mitinglerimizi burada yapıyoruz.'' diyerek Erdoğan(lar). - Kraldan çok kralcılar ya hani - Ama atlıyor ki; her mitingine yüzlerce otobüs kaldırıyor, çalışanların mitinge girişinden emin olmak için yaka kartı uygulamasını kullanıyor. Aslında mitingime gelmek zorunlu değil, mecburi diyerek demokrasi dersi veriyor cesur(!) lider.

Yasaklı Taksim inşaat alanından çok 1 Mayıs'ın sembol alanıdır. Büyük şehirler meydanları ile sembolleşirler. Moskova Kızıl Meydan, Londra Trafalgar Meydanı, Paris Concorde Meydanı ve nihayet İstanbul Taksim Meydanı. Yerine yapılacak ''arkası sağlamlar''ın oturacağı rezidanslar ya da para babalarının AVMleri ile değil, Cumhuriyet Anıtı ile semboldür Taksim Meydanı. Kazanlı Yokuşu'na karanfil bırakarak anılır 77liler. Halk, bayramını nerede kutlamak isterse orada kutlar. Bürokrasi zincirinden geçen göstermelik yer işaret ederek olmaz bu kutlamalar. Metrodan tramvaya, otobüsten tünele, vapura, İstiklal'den Tarlabaşı'na, Dolapdere'den Galata'ya her yer, bütün ulaşım araçları yasaklıydı bugün. Bugün hayatımda ilk kez Galata Köprüsü'nün açıldığını gördüm ben. İç savaş ya da olağanüstü hal varmış gibiydi her yer. Güvenlik kontrolleri üst düzeyde halka korku imparatorluğu salınmaya çalışılıyordu. Oysa Taksim'e gelinmemesi için çalışıldığı kadar 1 Mayıs'ın Taksim'de güvenle kutlanılması için çalışılsa bugün herkes istediğini almış olacaktı.
Akp, halka rağmen bildiğini okumayı çok seviyor. Bugün ''Taşeronlaşmaya ve geçiçi işçiliğe hayır!'' sloganlarını atacak 30-40 bin emekçiye güvensiz(!) gerekçisiyle yasak olan Taksim'i yarın 1.5 milyon insan kullanacak. Yine bugün Taksim'e sadece AKP yalakası kortej kırıcı HAK - İŞ 'in alınmasının ne kadar ironik olduğu yorumunu ise tamamen siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

Polisin uyguladığı orantılı(!) güç, tazyikli su, devasa panzerler, 17 yaşındaki genç kızın evinde otururken kafasına isabet eden biber gazı ile hastanelik olması; İçişleri Bakanı Güler'in ''Bu kanunsuz eylemi bir soruştursunlar bakalım.'' sözlerinin bir neticesi olduğunu düşünüyorum. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in ''Ambülansa bile gaz sıktılar.'' iddiası ise kan donduracak cinsten.
Sonuç olarak Yasaklı 1 Mayıs'tan kalanlar tam da Başbakan Erdoğan'ın ''demokrasi tanımı'' ile örtüşmüştür. Yazan, çizen, düşünen, baş kaldıran, hak arayan, kendilerine muhalif herkesin özgürlüğüne set çekilmiş; MÜSİAD, TİSK, Hak – İş gibi sendika ya da derneklerin mitinglerine kol kanat geren iktidar, DİSK, KESK gibi sendikalara ''polis devleti'' yüzünü göstermiş ve kaybeden yine demokrasi olmuştur.
Bugün 1 Mayıs! Bütün özgürlük kısıtlamalarına, biber gazına, polis copuna, dayak yemeye; topyekün demokrasi ayıbına rağmen bugün 1 Mayıs!

Yasaklı 1 Mayıs!