fahri danış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fahri danış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2014 Cumartesi

İktidar ya da Başkaldırı

Fahri Danış

Kurumsallaşmış başkaldırı, anti-sürü yaratmaktan başka bir işe yaramaz. Bu; modernitenin bir işlevi. İktidar, başkaldırı şartlarını kendisi koyandır. Başkaldırıyı kontrol edendir. Foucault'cu bir akıl yürütmeden hareketle, bilgi = iktidar gerçekliğini göz önünde bulundurursak, toplumda iktidarın şartlarını koymadığı herhangi bir araç bulunamaz. Buna kendisinin antitezi olarak başkaldırı da dahil.

Oyunun kurallarını koyandır yani iktidar. Oyunun nasıl oynanacağını, nasıl yaşanacağını, nasıl bilineceğini ve hatta nasıl kendisine karşı çıkılacağını belirleyendir. İktidarı böyle kavramaya çalışmak önemli çünkü insanın, en azından birçoğunun, kendisini modern dünya içerisinde bir yere koyamamasının başlıca nedenlerinden biri bu. İktidarın belirlediği sınırlardan ufak bir cayma demek toplum tarafından belirli etiketlerle nitelenmek demek. Yine Foucault'ca okursak; toplum içerisinde hapishane, cinsellik bu tarz toplumsal yaftalanmaların merkezini oluşturuyor. En basitinden, kendi zamanında Sokrates'e deli diyorlardı; şimdi üniversite üçüncü sınıfta hala adamı okutuyorlar.

31 Mart 2013 Pazar

Müziğin Felsefesi Olur Mu?


Fahri DANIŞ 

Müzik ve felsefe; yan yana düşünüldüğünde birbirinden o kadar uzak olmayan kavramlarmış gibi geliyor kulağa, en azından benim için.. Peki gerçekten aralarında bir ilişki olduğu söylenebilir mi? Müzikle düşünmek mümkün müdür yahut düşünmenin yerine daha “içli” bir şeyler konabilir mi? 

Felsefenin bir “bilgelik arayışı” olduğu varsayımından yola çıkarsak etrafın biraz daha aydınlanacağını düşünüyorum. Bu bağlamda; insan için hayatın kilit noktalarından biridir bence “aramak” fiili. Hayatını aramak üzerine kurarsın çoğu zaman, bilinçli ya da bilnçsiz, ararsın da, fakat neyi aradığını bilememen senin arayışını anlamlandıran noktadır aslında. O “şey” her neyse artık, oralarda bir yerlerde durmaktadır ve senin gelip onu bulmanı beklemektedir. (İşin en güzel yanı ise herkesin “şeyi” farklıdır.) Hiç bulamayacakmışcasına aramak; aslında insanın hiçbir zaman kendini tamamlayamayacak olmasına kadar götürülebilir.[1] İnsan eksiktir, tamamlanmaya muhtaç. Kendi parçalarını aramak ise hayatının anlamı. Beyazıd-i Bistami’nin “Aramakla bulunmaz ancak bulanlar ancak arayanlardır” sözü bu durumu yeterince özetliyor bence.

1 Ocak 2013 Salı

Milliyetçilik Üzerine Notlar

Fahri Danış

Başlarken belirtmekte fayda var; bu yazı herhangi bir yargıya varmak amacında değildir. Milliyetçilik üzerine yaptığım okumalar sırasında kenara köşeye tuttuğum ufak notların derlenmesiyle ve kaynakçada belirttiğim eserlerden yaptığım alıntılarla oluşmuş bir yazıdır. Yazının içerisinde belli bir bütünlük olmamasının temel nedeni de budur. Konular belli bir sıraya göre gitmemektedir ve yazının herhangi bir planı yoktur. Tek amaç; kafa karıştırarak ve önyargıları yıkarak yeni düşüncelerin zihninizde filizlenmesine önayak olmaktır.