kerem kaymaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kerem kaymaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2013 Çarşamba

Vicdanın Sızlamaz Mı Senin Hiç?

Kerem KAYMAZ

“Duygularınızla hareket ediyorsunuz savaşın da gerekçeleri vardır.”

Bizlere duygularınızdan arınınız diyorsunuz ama siz dahi aklınızı yüceltip buz kesen kalbinize baktığınızda ne denli duygusal olduğunuzu ne biçim bir coşkunlukla hareket ettiğinizi göremiyorsunuz. Sözlerinizi aklınızda tartarken insaflı olunuz. Bakınız insaf dedim. Ben bir duygusalım. Duygu dışı bir hayatı daha keşfedemedim ama size göre bu var. Tabii bunu kanıtlarsınız da tüm metanetinizle oturup savaşın gerekçelerini bir bir anlattığınız o meşhur kalın kalın kitaplarınızla. Bir budalanın dağın tepesine çıkıp tüm insanları gözlemleyebilmesiyle hayatı idrak ettiğini sanması gibi sizler de yüce makamlarınızda kitaplarınızdan oluşturduğunuz fildişi kulelerin arasından aynı idraki paylaşırsınız. Adlarınız değişir ordinaryus, yazar, gazeteci olur, kimisi de filozof deyiverir kendisine. Sonuçta hepiniz akıl çağının ürünü çok zeki varlıklarsınız. Karşınızdakiler mi duygu selindeki aptallar mı ah o işe yaramazlar, ah o romantikler!

28 Kasım 2012 Çarşamba

Öğretmenim Canım Benim, Canım Benim

Kerem KAYMAZ

Yağmurun altında bekleyen iki minik beden, sırılsıklam mavi önlüklerine birer arma yapıştırılmış. Biri elini hafifçe arkadaşına vuruyor yağmurun dindiğini bildirmek için. Olanca kuvvetiyle koşarken sırt çantalarına koydukları kitapların çıkardığı ses, su matarasının bacaklara çarpışı, minik gölcüklere batış çıkış ve nihayet kutsal mezbahane okulun giriş kapısı. Koridor tüm soğukluğuyla, ciddiyetiyle disiplinin hatlarını verir: kocaman bir büst, ezbere yazılar daha kavramını bilmedikleri duygusunu hissetmedikleri içtimaların serzenişi. Yol boyunca nefes nefese kalan ikili kapıya vardıklarında biraz soluklanır birbirlerine bakar ve kapı çalınır

27 Ekim 2012 Cumartesi

Hiç Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu?*

Kerem KAYMAZ


Peki ya gerçekten bir anlamı yoksa? Şunu demek istiyorum bu kadar yıprandıktan ve elekten geçtikten sonra elde edilen özün ya hiçbir anlamı, ifadesi yoksa ne yapacağız o halde? Tahmin edeyim bir boşluk, en başta herşeyi içine alan bir karadelik, tüm umutsuzluğun simgesi bir hüsran çukuru. Biraz beklediğimizde yeni birşeyler... evet gerçekten farklı hatta ruhumuza yaşam ümidi veren bir enerji gelecek. Etrafınıza baktığınızda aslında bunu kendi zihniyetinizin oyunu olduğunu zairi mevzuların saplantısıyla yaşadığınızı gerçekte akıp giden bir hayat olduğunu fark edeceksiniz. Tüm yavşaklığıyla sünepe sistemlerin piyonluğu rolü artık yeni itikadımız olacak. Yaşamak herşeyiyle, bilinçsizce yemek, içmek, gezmek, eğlenmek, aşık olmak... hayat artık bireyseldir, günlüktür ta ki ölene dek. İşte tüm bu anlattıklarım katmerli sınav sisteminden geçmiş bir öğrencinin üniversitenin bedbahtlığındaki naif yol hikayesi.