Esma ERDAL
(14.05.14) Şu anda yapılacak en iyi şey gidip Soma'ya bürünüp kömür karasına bir ananın feryadında hıçkıra hıçkıra ağlamak; arınmak adına fayda vermeyen tüm düşüncelerden... Sonra sarılıp babasız kalmış bir yavruya yalnız olmadığını için için haykırmak ama unutmamak o yavruyu bir daha asla. Sonra tutup bir bacının elinden dik dur senin sabrın büyütecek bu yavruyu deyip güç vermek ona. Ağlamak yetmez nihayetinde açıp semaya elleri, analara, eşlere, çocuklara sabır; ölenlere ise rahmet dilemek gerek.Böyle yazmıştım acılı haberleri an be an televizyondan izlerken. Yürek dayanmıyordu olanlara. Ekrandan gördüklerim gerçekti ve çok acıydı. Olay yeterince karmaşıktı neydi, nasıl olmuştu ne olacaktı bundan sonra vs. Sonra sokaklar karışmaya başladı, eylemler yapıldı hatta Soma’da bile. Evet, bile diyorum ve birazdan yazacağım sebebini. Bunlar olurken ben de bir şeyler yapmak istiyordum, gitmeliyim diye düşündüm. Elimden ne gelirdi bilmiyordum ama orada olmak istiyordum. Sadece bir köşede öylece ağlayacak olsam da... Benimle aynı hissiyatta olan arkadaşlarımla kararlaştırdık gidecektik. Sonra üniversiteden bir kaç öğrencinin bir otobüs ayarladığını Soma’ya gideceklerini öğrenince onlara dahil olduk. Kimlerdi necilerdi bilmeden. Tek bilinen şey ortak bir istek vardı hepimizde ve ortak bir acı. Cumartesi gecesi İstanbul’dan yola çıktık. 3-4 saat sonra çevirme vardı, kimlik kontrolü yapıldı (varan 1 dedik içimizden). Otobüsün ön camında ‘Soma’ yazısıydı sanırım sebep.




