merve nur bayraktar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
merve nur bayraktar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2014 Cumartesi

İstihbarat Teorisi ve Psikolojik Savaş

Merve Nur BAYRAKTAR

İstihbarat sözcüğü, haber kelimesi ile aynı kökten gelmektedir. Mota mot bir çeviri düşünülürse ‘haberlerin ulaştırılması’ anlamını taşır. Siyasi literatürde ise yine bu bağlamda fakat çok daha kapsamlı manaları vardır. Bu konuda çalışan bilim insanlarının pek çoğu bu sözcüğü kendi açılarından tanımlamışlardır. Bu tanımlardan birkaçını sıralayarak istihbarat kavramının ne’liğine hakim olmak mümkündür.

Temel olarak yüzeysel bir tanım yapmak gerekirse “İstihbarat, her türlü politik, ekonomik, sosyal ve askeri olayı anlamayı ve gelişmeleri öngörmeyi amaçlayan evrensel bir sosyal bilimdir.”[1] denebilir.

16 Nisan 2013 Salı

Demir Leydi

Merve Nur BAYRAKTAR
 
1940’lı yıllarda İngiltere’de bir bakkalın kızı kimya bölümünü kazanabilir. Bu bölümü Oxford Üniversitesi’nde de okuyabilir. Bunlar pek tabii olabilir gözüyle baktığımız süreçler. Fakat aynı kadının güneşin batmadığı ülkede siyasete atılması; üstelik en tepeye kadar çıkması görülmüş şey değildi. Ta ki- anladığınız üzere- geçtiğimiz günlerde son yolculuğuna uğurlanan Margaret Thatcher’a kadar.

Thatcher, 1959-92 yılları arasında Londra'daki Finchley bölgesinden Muhafazakar Parti milletvekilliği, partisinin muhalefette kaldığı dönemde Eğitim ve Bilim bakanlığı yaptı. 1979 yılında Muhafazakar Parti'nin iktidara gelmesinin ardından Başbakan seçilen Thatcher, 11 yıl 209 gün başbakanlık koltuğunda oturarak Lord Salisbury'nin ardından İngiltere tarihinin en uzun görevde kalan başbakanı oldu. 'Demir Leydi' olarak bilinen Muhafazakar Partili Margaret Thatcher İngiltere'yi 1979-90 yılları arasında yönetmişti. Thatcher, Britanya siyasi tarihinin en tartışmalı ve en etkileyici siyasetçilerinden biriydi. [1]

30 Mart 2013 Cumartesi

Fearless

Merve Nur BAYRAKTAR

1900’lü yılların Çin’ini anlatan 2006 yapımı bir film olan Fearless’ın yönetmen koltuğunda Ronny Yu, başrolünde ise Jet Li yerini alıyor. Ne var ki beklediğiniz gibi saf bir aksiyon filmi değil; içinde felsefe, erdem, siyaset ve tüm bunların olduğu yerde elbette bir de aşk var. 103 dakika süren bu yapıt gayet tadında bırakılmış, sonunda keşke bitmeseydi dedirtiyor. Bolca dövüş sahnesi içeren bu filmde, köy hayatı, Konfüçyüs öğretisi, çay pişirme sanatı gibi sakinleştiren imgeler de kullanılarak izleyiciye dinlenme süresi tanınmış. Özellikle köylüler çalışırken rüzgar estiğinde işi durdurup rüzgara selam vermeleri meditasyon etkisi yapıyor. En güzel yanı ise ölümcül dövüş sahnelerinin bile estetik hareketlerle canlandırıldığı Li’nin göz alıcı hareketleri ki tekrar tekrar izlemeye değer doğrusu.

Abartıya kaçmayan ses efektleri ve müzik, verilen duygunun yoğunluğunu artırmış. Müzikle eş zamanlı giden bir dansçı gibi filmdeki olay ve figürlerle oldukça uyumlu kulanılmış. Şimdi biraz da içerden bakmalı bu esere.

20 Şubat 2013 Çarşamba

Buyurun Aydınlanmaya

Merve Nur Bayraktar
“Ben öyle bilirim ki yaşamak berrak bir gökyüzünde çocuklar uğruna savaşmaktır.”*
"İnsanları öldüren insanları öldürüyoruz,
çünkü öldürmek yanlıştır."
Zulüm, Arapça bir kelime olup karanlık anlamına gelmektedir. Türk Dil Kurumu’nun açıklamasına göre de “Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıyım.” olarak tanımlanıyor. Ne yazık ki zulüm artık karanlıkta değil. Gündüz gözüyle gerçekleşiyor. Hem de bizim gözümüzün önünde. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Suriye var yanı başımızda. Kapanmamış bir olayda haklı haksız davasına düşmeyeceğim. Peki, yirmi beş dakikada bir kişinin öldüğü bir ülkede bütün maktuller suçlu olabilir mi?

Bu grafiti fotoğrafı Suriye’ye dair ‘Acı Çeken Çimenler (the Suffering Grasses)’ adlı belgeselin tanıtımında kullanıldı. Belgeseli Gazze yolunda 9 kişinin öldürüldüğü Mavi Marmara gemisinin yolcularından biri, Kore asıllı aktivist ve film yapımcısı Iara Lee çekti. Nisan ayında Türkiye’ye gelip Suriyeli sığınmacılar ve Özgür Suriye Ordusu mensuplarıyla görüşerek yaptığı çalışma henüz burada gösterilmedi. Ama Mayıs’ta tanıtım amacıyla kaleme aldığı yazısındaki karamsar tablo hâlâ güncel. Şiddetin şiddeti tetiklediği, ölümler arttıkça kin ve intikam hislerinin güçlendiği, kampların keskinleştiği bir ülke tasviri Iara Lee’ninki; ‘Rejimin de istediği gibi, mezhepsel, dini, siyasi, ekonomik ve etnik ayrımlar, gittikçe derinleşiyor. İç savaş hali yerleşiyor.’ 5 ay sonra sınırın bu tarafında da can alan bu savaşın, kimse nerede ne zaman nasıl biteceğini öngöremiyor. Ölümler hızla artarken, Beşar Esad ise şiddetten adeta beslenerek 19 aydır yerinde duruyor. Belki tam da bu yüzden, Iara Lee’nin 5 ay önce de dile getirdiği şiddet içermeyen araçlara her zamankinden çok ihtiyaç olabilir.

8 Ocak 2013 Salı

Çığlık

Merve Nur BAYRAKTAR

“Toplumsal davranışların yanında dinsel ögeler de ağıtçılık geleneğini belirler..

Farklı dinlerin birlikte ve hoşgörüyle yaşadığı Mardin, özgün mimari örneklerinin yanında ağıt yakma geleneği bakımından da zengindir.

Ağıt yakan kadının sesi ovaya dağılırken, o an sözcükleri kadar, ruhu da özgürdür. Ve daha önce hiç bu kadar özgür oldun mu sorusu sorulsa, “bir önceki taziye evinin adresi” olur yanıtı…”*

Çığlık, belki de bu belgesel hakkında söylenebilecek her şeyi özetleyebilen tek kelime. Çoğunlukla kadınlardan duymaya alıştığımız, ölüme çok yaklaşanların ya da öyle sananların sesi.

2 Aralık 2012 Pazar

VIRIDIANA

Merve Nur BAYRAKTAR

“Eğer Peygamber şimdi gelse vahyi filmle yayardı.” Majid Majidi.