Büşra KILIÇ

Zaman ve mekandan münezzeh saydığımız Tanrı dışında hiç birimiz zamansızlığa, hiçliğe, durağanlığa ulaşamadık. Önceliklerimiz olduğu andan itibaren, sonraya bıraktığımız her şey zamanın yarattığı ürünler. İlk önce zaman yaratıldı ve zamana dair kelimeler kullanmadan cümle kuramıyoruz bile. Zaman hep vardı ve belki de dünya yok olduktan sonra da var olmaya devam edecek. Varlığında mütabık olsak da zamanın bize yansıyışı göreli ve zafiyet derecesinde takıntı oluşturan bir yansıma. Öyle bir takıntı ki; havada asılı kalmış “an”ın hipnozu bizi çepeçevre sarmalıyor, dünü ya da yarını düşünmüyoruz. Sanki yazdığım yazı, oturduğum sandalye, içtiğim soda, dinlediğim şarkı hep varmış ve hep var olmaya devam edecekmiş gibi. Ve sanki okuduğunuz kelimeler, cümleler ve nihayetinde yazının bütünü hep varmış ve var olmaya devam edecekmiş gibi.








