gözde tütmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gözde tütmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Batılılaşma: Bir Kimlik Bunalımı

Gözde TÜTMEZ



“Ataerkil kültürde, aile ve grup üyelerini bütünleştiren, birbirlerine bağlayan bağ; “baba”lar ve “oğul”lar arasındaki rekabet nedeniyle derin bir sarsıntı geçirir. Önceden dış dünyaya yöneltilen ve yönlendirilen saldırganlık dürtüsünün bir bölümü, ataerkil kültürde iç dünyaya ve iç dünyanın toplumsal uzantılarına yöneltilir. Babalar ve oğulların, tanrılar ve çocuklarının dış dünyaya karşı verdikleri hayatta kalma mücadelesi; şimdilerde tüm gücü elinde tutan hükümran baba ve babanın tüm otoritesini uyguladığı insan topluluğu arasında bir çatışma ve sürtüşme ortaya çıkarmıştır. Manic fantezilerini baba üzerine projekte eden oğullar, babanın kendileri üzerinde güç kullanmasına öfkelenirler ve babanın sahip olduğu gücü elde etmek için onu “yutarlar”. Bu tutumun kendilerini yalnızlığa ve pişmanlığa ittiğini gören oğullar, öldürülen babanın intikamından korkarlar ve babanın otoritesini “çaresiz” kabul ederler. Ardından ise tapınma, kulluk ve teslimiyet doğar.”

“Ödipal kompleksin temeli olan cinsel haz dürtüsünden sıyrılmak için, babalar oğullarının dışarıdan evlilikler yapmasına, bağ kurmasına izin vermiş ancak bu tutum insanoğlundaki güvensizlik, engellenme ve sınırlılık halinin var olmasına sebebiyet vermiştir. İnsanlar hem kendilerine hem birbirlerine güvenmemeye başlamışlar; doğru ve yanlışa ilişkin yargılarını ilahi, atanmış krallarına, yargılayıcılarına, papazlarına havale etmişler; artık kendi arzularına ve saiklerine güvenlerini yitirdikleri için bunların yüksek hikmetlerine ve otoritelerine bağımlı hale gelmişlerdir.

22 Haziran 2013 Cumartesi

"Slogan Bulamadım"

Gözde TÜTMEZ

İki haftadır Gezi Parkı’nda, yıllardır uyuyan güzel edasıyla salınan güzel halkımızın ‘diriliş’ine şahit oluyoruz. Belki birkaç ağaç, belki yediğimiz her lokmaya gizlenmiş afyon, belki içki yasağıyla gelen ayıklık, belki hakarete uğrayan her insanın onur mücadelesi; bizleri, sizleri, onları, ötekileri, berikileri sokaklara döktü. Ülkenin her bir köşesinde tencereleri, tavaları, ruhları, bedenleri ve ‘orantısız zekaları’ ile herkes ses vermeye başladı.

Noldu da bu insanlar böyle yırtıp attılar kefenlerini? Noldu da uyuyan güzeller uyandı uykusunda? Baş belası twitter’da ismini hatırlayamadığım biri ’90 nesli pokemonu yasaklatan çocuktan beridir kimseye böyle sinirlenmemişti.’ diye yazmış. Güldüm okurken, haklıydı. Herkesin geleneklerinden kopuk, gözleri kapalı, zihni afyonlu diye yaftaladığı bu meşhur ‘apolitik’ gençlik noldu da böyle zekaları ile bağırmaya başladı?

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Eğitim(!) Yuvası

Gözde TÜTMEZ

Bundan yaklaşık 1 ay önce İstanbul Ümraniye’ye bağlı 75. Yıl Dudulu Cumhuriyet Lisesi’nde çıkan kavgada 3 kişi bıçaklandı. Haberlerde öylesine değinilip geçen bu konudan, belki de pek çoğunuzun göz aşinalığı bile yok. Belki benim de haberim olmayacaktı, orada öğrenim gören bir akrabam hatta çok yakın bir akrabam olmasa…

Kavganın çıkma sebebi hakkında başlarda kimsenin bir fikri yoktu. Çocuklar tartışmışlar, aman kız meselesidir gibi dümdüz cümlelerle geçiştirilen bu konu, ilerleyen süreçte öğreniyoruz ki aslında hiç de dümdüz değilmiş. Yukarıda da bahsettim size 3 kişi bıçaklanmış kavgada, ikisinin durumu iyi ama birinin durumu ağırmış. Olayın ilk 1 haftası kimse bu kavganın neden çıktığını, neden birinin o soğuk ameliyat masasında can çekiştiğini bilmiyordu. Bilinen tek şey sürekli devam eden bir kan arayışı ve ağır olduğu söylenen kritik bir durumdu.

7 Nisan 2013 Pazar

Pera-Galata Gezi Notları

Gözde TÜTMEZ

5 Nisan’da çalışma grubumuzla Doç. Dr. Namık Sinan Turan hocamız eşliğinde yaptığımız Pera-Galata gezisi notlarımızın küçük bir özetini paylaşacağım.

Günümüzde Beyoğlu ilçesi sınırları içinde kalan Galata bölgesi İstanbul’daki yedi tepeden biridir. Bizans ve önceki dönemde İstanbul’un yerleşik kısmı dışında kalan iki araziden biridir Galata. İlk olarak Balkan Halkı’nın yerleştiği Galata, 331 yılında İstanbul’un Doğu Roma İmparatorluğu tarafından başkent ilan edilmesi ile pek çok halkı bünyesinde barındırmıştır. Latinler, Cenevizliler gibi toplumları ağırlayan Galata, bir rivayete göre ismini; yaşayan halkın mandıracılıkla uğraşması nedeniyle süt tozundan diğer bir rivayete göre ise tepede olması sebebiyle yokuş kelimesinden almaktadır.

8 Mart 2013 Cuma

‘Kim’liksiz Kadınlar

Gözde TÜTMEZ


Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Öyle derin aşk cümleleri olmayan, düz, dümdüz bir 'acı' hikayesi. 

Bir kadın var. 5 yaşında canının bir parçası girmiş toprağa, böbrekleri yetmedi demişler; 34 yıl önce yolculamış annesini. 1 yıl sonra bir 'anne' getirmiş babası eve. Kapatmış kendisini odaya, günlerce odada bulunan armut çuvalından armut yiyerek sürdürmüş hayatını. Bakmış ki vazgeçmiyor babası yeni annesinden düşmüş tesellesi, adım atmış hayata. Yeni annesi farklıymış öbür annesinden, dövermiş bazen sebepsiz; atarmış sokağa. Hatta birgün uyuz olmuş yıkanmamaktan. Üst komşusu Suna teyze fark etmiş almış yıkamış, o zamanlar çocuk kadını, aramış Suna teyze İstanbul'daki abiyi. Gel al demiş bu kızı, yarım, bakımsız, yalnız. Bir umut tutmuş o zamanlar çocuk olan kadın abisinin elini, bir umut demiş 'İstanbul' toprağına. 'U-mut, mut-luluk aynı köken, aynı beden sığınabilirim sanmış ancak sığındığı yer mezarı olacakmış; sonradan anlamış.

23 Şubat 2013 Cumartesi

OLDBOY (İhtiyar Delikanlı)

Gözde TÜTMEZ

Oldboy, yönetmenliğini Park Chan-wook’un yaptığı; 2003 yılında gösterime giren bir Güney Kore filmi. Ülkemizde 2004 yılında İhtiyar Delikanlı ismiyle gösterime girmiş, Cannes Film Festivali başta olmak üzere pek çok festivalden hatrı sayılır ödüller almıştır.

Filmin konusunu kısaca özetlemek gerekirse; Oh Dae Soo (Min-Sik Choi) yağmurlu bir günde bir telefon kulübesinden kaçırılır ve 15 yıl bir odada kapalı kalır. Bu süre boyunca aklını yitirmemesi için yemeğine şizofreni hapları katılır ve uyku gazı verilerek uyuması sağlanır. Odasında sadece televizyon, yatak ve banyo bulunan Oh Dae Soo, duvardan kazdığı bir delikle 15 yılın sonunda gerçek yaşamla bağlantı kurmayı başarır. Ertesi gün ise kendini yüksek bir binanın çatı katında elinde bir cüzdan ve telefon ile bırakılmış bulur. Hikâyemiz tam olarak bu sahneden sonra başlar.

Ne olduğunu algılamaya çalışan kahramanımız, O sırada intihar etmekte olan bir adamla karşılaşır. 15 yılın ardından ilk kez bir insan görmenin heyecanıyla adama yaklaşan kahraman, aralarında gelişen diyalog sonucunda ‘Bir hayvandan daha kötü olsam bile, benim de yaşamaya hakkım yok mu?’ sorusu ile iç çatışmasına bizi dâhil eder.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Tepenin Ardı

            Gözde Tütmez

Yönetmenliğini Emin Alper’in yaptığı Tepenin Ardı 14 Aralık 2012’de vizyona girdi. Berlin Film Festivali başta olmak üzere Karlovy Vary Film Festivali, Saraybosna Film Festivali, İstanbul Film Festivali gibi birçok festivalden ödül alan film, Asya-Pasifik Film Festivali’nde de en iyi film ödülüne layık görüldü.

Başrollerinde Tamer Levent, Reha Özcan, Mehmet Özgür, Berk Hakman, Banu Fotocan ve Furkan Berk Kıran’ın rol aldığı filmde oyunculukların olağanüstü başarısı en çok dikkati çeken nokta idi. Yer yer doğaçlamalarla ilerleyen film, sekiz kişilik bir ailenin içsel çatışmaları ve karakter çarpışmaları üzerinden ‘yabancı’ olgusunu son derece başarılı bir biçimde işliyor. Filmin değindiği pek çok nokta olmasına karşın genel olarak en dikkatimizi çeken nokta aile içinde yaşanan tüm olayların kişisel kalması ve ‘aile’ sınırları dışındakiler yani ‘yabancılar’a atfedilmesi. Bunun dışında Berk Hakman tarafından hayat verilmiş, askerlik sonrası yaşadığı tramvayı atlatamayan Zafer karakterinin halüsinasyonları ile melankolik bir ruh haline bürünüyoruz film boyunca. Savunma güdüsü olarak şiddet unsuru, yalnızlık, aile içi cinsel çatışmalar gibi pek çok konu, üstü kapalı ve ustaca kotarılmış simgelerle; muhteşem doğa betimlemeleri ile karşımıza çıkıyor.

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bitik Adam (Der Untergeher)

Gözde TÜTMEZ

Bitik Adam 1983 yayında basılmış, üç ana kahraman üzerinden ilerleyen bir Thomas Bernhard kitabı. Karakterler yazarın kendisi, ünlü piyanist Glenn Gould ve nam-ı diğer ‘bitik adam’ Wertheimer’den oluşmaktadır. Elimde kitabın YKY’den çıkma Ocak 2012 tarihli 4.baskısı bulunmakta.

Kitabı keşfedişim tamamen tesadüf bir kitap gezintisi sırasında, ‘Bitik Adam’ başlığını görmemle oldu. Kim kendini ya da yakınındakini bu kadar keskin bir kelime ile tanımlayabilirdi ki?

Okumaya başladıktan sonra gördüm ki Thomas Bernhard eseri ile bunu en naif ve iğneleyici bir şekilde iliklerimize işlemiş. Kitap boyunca karşımıza kahramanlarımız: Wertheimer, yazar ve Glenn Gould arasındaki arkadaşlık ilişkisi üzerinden ruhi değerlendirmeler ve kişisel mücadeleler karşımıza çıkıyor. Glenn Gould ile yanlış bir devre denk gelmiş Wertheimer’ın, bulmaya çalıştığı hayat amacını, hazımsızlıklarını ve kendini ‘bir dahinin ölümünün ardından hala yaşamanın verdiği utanç’ olarak nitelendirdiği nefes alamama gayesine eriştirdiği an evresi ile işliyor kurgu.

24 Ekim 2012 Çarşamba

Ruh eşimi nasıl tanıyacağım?

Gözde TÜTMEZ


Wicca, Brida’ya ‘riske girerek’dedi. ’Başarısızlık, hayal kırıklığı risklerini göze alacaksın ama aşk arayışından hiç vazgeçmeyeceksin. Arayışına devam ettiğin sürece sonunda zafere ulaşacaksın.’