17 Ocak 2016 Pazar

FRANSA’YI DEVRİME GÖTÜREN SÜREÇ VE DEVRİMDE KADIN

Ayda Sezgin

A. GİRİŞ

Yakınçağ tarihinin en önemli olayı, bu çağı başlatan Fransız İhtilali (1789)’dir.
1789 Fransız İhtilali, 18. yüzyılın sonlarına kadar gelen Avrupa (etkileri dolayısıyla dünya) siyasi haritasını ve güçler dengesini büyük ölçüde yıkmış, özellikle Birinci İmparatorluk döneminde (1804-1815), Fransa’ya bağlı olmak üzere yeni bir Avrupa siyasi haritası ve güçler dengesi oluşturmuştur. Bu imparatorluğun 1814 yılında yıkılmasıyla da Avrupa’da bir güçler boşluğu doğmuştur. Bu boşluk ise, 1815 Viyana Kongresi kararlarıyla Avrupa’da yeni bir siyasi harita ve güçler dengesi kurularak doldurulmuştur. Bu durum da 1. Dünya Savaşı’na ( 1914-1918) kadar sürmüştür.”1


Yeni bir çağın başlangıcı olan Fransız Devrimi; siyasi gelişmelerin yanısıra fikir ve düşünceden ekonomiye kadar birçok alanda getirdikleriyle başta Avrupa’yı sonra Dünya’yı derinden etkilemiş, yeni bir dünyanın oluşmasında önemli bir rol oynamıştır.


27 Eylül 2015 Pazar

ÇAĞDAŞ BİR SAVAŞ – ORTASINDA BİR AİLE REİSİ

    21. yüzyıl başlarken Afganistan toplumu, bir yanda dini kuralları yetki olarak dayatan Taliban diğer yanda kapital/emperyal dünyanın lideri ABD/NATO arasında kalır. İşte genç yazar Farhad İSHANCH “Hayal Kuşu” adlı romanında bu ortamda arada kalmış bir aile reisini anlatıyor.

     Bu çatışmalar ortasında ailesini kaybeden karakter; bağlı olduğu İslami değerlerle geçmişten gelen soyluluğunu koruma çabası içinde hem Taliban’a hem de ABD/NATO’ya ders verme niyetindedir. İntikam arayışındaki karakter bir yandan psikolojik bir iç çatışma yaşarken diğer yandan etiği, bireysel inançlarını koruyarak; Taliban’ın dini kullanışını, Amerikan dış politikasının çelişkisini, özünde ise savaşı sorguluyor. İyi okumalar dileğiyle!
      




NOT: Bölümümüz öğrencilerinden Ferhad İshanch'ın kitabıdır.






7 Haziran 2015 Pazar

Başkanlık Sistemi ve Türkiye'de Uygulanabilirliği Üzerine Siyasal Tartışmalar

Halil İbrahim EKİZCE

GİRİŞ
Sosyal bir varlık olan insan, doğduğu andan başlayarak ölene kadar bir toplum içinde yaşamak zorundadır. İnsanoğlu günümüze dek, toplumun yapısı ve çeşitli sorunlarıyla ilgilenmiş, bunlar üzerine düşünerek çözümler getirmeye çalışmıştır. İnsanlar için toplum düzeni gerekli midir, nasıl olmalıdır, devlet doğal bir organizma mıdır yoksa insanların inşa ettiği bir siyasal yapı mıdır, devletin birey ya da vatandaş üzerindeki meşruluğu sınırsız mıdır, en iyi yönetim şekli hangisidir gibi sorular üzerinde durmuş ve bu soruların her birinin ortaya çıkarttığı değişik ve çeşitli sorunlara çözümler aramıştır.

İnsanoğlu, siyaset felsefesi literatürünün temelini oluşturan sorulara cevap arayadursun; şüphesiz ki bu makalemizin konusunu; ‘’Başkanlık Sistemleri’’ kısa tanımı ve özellikle de ‘’Türkiye’de Başkanlık Sistemi’’ özelindeki tartışmalar oluşturacaktır.