9 Şubat 2016 Salı

İran İslam Devrimi

Ecenaz Terzi

İran Devrimi veya İslam Devrimi 1979 yılında İran’ın Muhammed Rıza Pehlevi liderliğindeki bir anayasal monarşiden, Ayetullah Ruhullah Humeyni yönetiminde İslam hukuku ve Şiî mezhebi görüşlerini esas alan şeriat cumhuriyeti kurulmasına dönüşen popüler hareketin adıdır.”1 

İran’da 1979 yılında Ayetullah Humeyni taraflarınca gerçekleştirilen İslam Devrimi öncesi, yönetim anayasal monarşiyle Pehlevi Hanedanı’ndaydı (Anayasal Monarşi: Meşruti monarşi diye de bilinir. Monarkın yetkililerinin bir anayasa tarafından sınırlandırıldığı şeklidir. Bu açıdan mutlak monarşiden ayrılır. Meşruti monarşiler aynı zamanda parlamenter monarşidir. Monarşi bir hükümdarın devlet başkanı olduğu yönetim biçimidir). Peki ya bundan önce İran’ın siyasal yapısı neydi? Hangi yönetim şekli benimsenmişti? Halk neyden hoşnut değildi de devrim gerçekleşti? Bizim bu soruları yanıtlandırabilmemiz için 1979 öncesi İran’ına bakmamız gerek...


4 Şubat 2016 Perşembe

Hazar Vural ile İran Nükleer Anlaşması Üzerine Söyleşi

Özgenur Aktan




Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için kendinizden ve çalışma alanlarınızdan bahsedebilir misiniz?

Şu an halihazırda Yıldız Teknik Üniversitesi’nde doktora tez aşamasındayım. İran dış politikası odaklı çalışıyorum. Lisans ve yüksek lisans derecelerim Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler üzerine. İki buçuk yıl Türk Asya Sratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM)’nde, Ortadoğu Masası’nda çalıştım. Evvelinde BİLGESAM’da üç ay kadar bir dönemim oldu. Daha çok Ortadoğu, İran ve güvenlik konuları üzerine yoğunlaşıyorum. Yüksek lisans tez araştırmam İran hakkındaydı. Tez konumda İran toplum yapısını ve bu toplum yapısının dış politikayı nasıl şekillendirdiğini incelemiştik. İran’a, çeşitli konferanslar vesilesiyle, son üç yılda beş sefer gitme şansım oldu. Farsça öğreniyorum, ayrıca.


31 Ocak 2016 Pazar

İtalyan Birliğinin Sağlanması

Sedat Kubat

18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa siyasi tarihi dönüm noktalarını yaşadı: 1789’da gerçekleşen Fransız
İhtilali ve 1815 Viyana Kongresi. Bu iki olay Avrupa tarihi açısından ne kadar önemli olsa da ilerleyen süreçteki gelişmeler bizleri yeni düşünce akımlarının yayılmasıyla ve mutlakiyet yönetimlerinin ortadan kalkmasıyla veya zayıf duruma düşmeleriyle yeni devletlerin kurulmasına, mevcut dengelerin bozulmasına ve coğrafyada köklü değişikliklerin yaşanmasına götürecektir. Varılan noktada eski yönetim biçimleri, ekonomik yapı ve özgürlük anlayışında değişiklik meydana gelmesi sürecin zorunlu bir sonucuydu. Ortaya çıkan milliyetçilik akımı ve bağımsızlık anlayışı ise Sırbistan, Macaristan, Yunanistan, Belçika, Karadağ, Bulgaristan, Almanya ve İtalya gibi yeni devletler ortaya çıkardı. Kurulan bu yeni devletler kuruluş şekli itibariyle farklılık gösterseler de Avrupa coğrafyasını yeniden şekillendirmeleri gibi bir ortak paydada birleşiyorlardı. Her birinin tesir değerliği ise elbette farklıydı. Ancak en etkili sonuçları Alman birliği ve İtalyan birliğinin kurulması getirecekti.


26 Ocak 2016 Salı

Bismarck'ın Almanyası

Melisa Deniz Özkeleş

Alman birliği üç safhada gerçekleşmiş olup, bunların her biri ayrı bir savaştır. Bu birliğin kuruluşuysa Prusya’nın ve onun şansölyesi Bismarck’ın eseridir. Avrupa’da yeni yayılan Protestanlığın, Katoliklerle olan kanlı savaşından Almanlar ve Alman birliği oldukça etkilenmiştir. Bu din savaşları sonucu ağır can kayıplarının yanı sıra Alman aidiyeti de kaybedilmeye başlanmıştır. Almanlar bölünmeye, birçok siyasal temsilcilik ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu bölünmüşlük Alman birliği arayışlarının önündeki en büyük engellerden biri olmuştur.

Almanya’da doğan küçük temsilciliklerden biri olan Prusya, yıllar sonra Alman birliğini kuracaktır. Prusya’dan Alman Birliğine uzanan bu süreçte karşımıza Alman tarihinin önemli ismi Otto Von Bismarck çıkmaktadır.