Gözde TÜTMEZ

Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Öyle derin aşk cümleleri olmayan, düz, dümdüz bir 'acı' hikayesi.
Bir kadın var. 5 yaşında canının bir parçası girmiş toprağa, böbrekleri yetmedi demişler; 34 yıl önce yolculamış annesini. 1 yıl sonra bir 'anne' getirmiş babası eve. Kapatmış kendisini odaya, günlerce odada bulunan armut çuvalından armut yiyerek sürdürmüş hayatını. Bakmış ki vazgeçmiyor babası yeni annesinden düşmüş tesellesi, adım atmış hayata. Yeni annesi farklıymış öbür annesinden, dövermiş bazen sebepsiz; atarmış sokağa. Hatta birgün uyuz olmuş yıkanmamaktan. Üst komşusu Suna teyze fark etmiş almış yıkamış, o zamanlar çocuk kadını, aramış Suna teyze İstanbul'daki abiyi. Gel al demiş bu kızı, yarım, bakımsız, yalnız. Bir umut tutmuş o zamanlar çocuk olan kadın abisinin elini, bir umut demiş 'İstanbul' toprağına. 'U-mut, mut-luluk aynı köken, aynı beden sığınabilirim sanmış ancak sığındığı yer mezarı olacakmış; sonradan anlamış.


